Kanser Virüsleri (Onkojenik Virüsler)

Somatik mutasyon hipotezine alternatif olarak bir çok kanser vakalarında virüslerin sorumlu olduğu hipotezi ileri sürülmüştür.bu gün ise hipotezden öte kabul edilmiş olgudur. Bilinen ilk tümör virüsü olan Raus Sarkoma virüsü 1912 de keşfedilmiş olmasına rağmen yeni keşfedilmiş kanser virüslerinin seyrek keşfedilmesi olayı geciktirmektedir.

Bütün tümör virüsleri aynı şekilde etki göstermektedir. Mesela RNA tümör virüsleri birden fazla kanser çeşidine neden olmaktadır. Bu virüslerin en iyi bilineni Raus Sarkoma virüsü bağ dokusunda sarkomlara neden olur. Diğer RNA virüsleri çeşitli kanser olaylarına sebep olur.

Onkojenik virüsler enfekte ettikleri hücreleri Transformasyona uğratarak tümör oluşumuna neden olurlar. Onkojenik DNA virüslerin en basit olanı suço ve Polyoma dır. Bunların her ikisi uygun konakçı hücrelerde (permissive hosts) aktif olarak çoğalırlar ve konakçı hücreyi parçalarlar.(lysis) uygun olmayan(non permissive hosts) konakçı hücrelerde viral DNA konakçı hücrenin genomuna entegre olmuş provirüs haldedir. Viral genlerin çok azı aktif haldedir. Provirüs taşıyan konakçı hücrelerden bazıları transformasyona uğrar. Papilloma virüsü dışında diğer DNA onkodemik virüslerinin insanlarda kanser yapıp yapmadıkları kesinleşmemiştir.

ONKOJENİK RNA (RETROVİRÜSLER) VİRÜSLERİ
RNA virüs enfeksiyonları genomu RNA olmasına rağmen enfeksiyon başlangıcından virüs enzimleri (ters transkriptaz reverstranskriptaz) ile RNA’ dan DNA sentezlemektedir.bu DNA molekülü konakçı hücre DNA sına entegre olur. Lösemi virüsü 6 ay veya 1 yılda transformasyon yapabilirken kendi başlarına replike olabilirler. Doku kültürü hücrelerinde transformasyona uğratamazlar. Sarkoma virüsleri replikasyon yapamazlar. İnvitro olarak fibrolblastlar transformasyona uğratabilirler.invitro olarak kök tümörlerine sebep olurlar.

RNA VİRÜSLERİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
A) MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ : 80-120 nm çapında ve plazma zarından oluşan bir kılıfla çevrilidirler. Kılıf içinde 40-70 nm çapında nükleoprotein bulundurur.
B) BİYOKİMYASAL KOMPOSİZYON : %60 Protein %30 lipit %5 karbonhidrat %1 RNA içerir.
C) GENOM YAPILARI : Birbirinin aynı olan tek sarmallı 3500-9500 nükleotid içeren iki RNA genomu ve değişik sayıda 4-5- ve 7 s RNA'lar 18 ve 28S Ribozomlar bulunur.

Çoğalabilmeleri için gerekli gen ürünleri ;

gag geni_ bu gen 5 proteini üretir. Bunlar P27, P19, P15, P12, P10 * 1000 dalton ağırlığını verir.

pol geni _ RNA bağımlı DNA polimeraz veya transkriptaz enzimi pol geni yaklaşık 2900 nükleotid uzunluğundadır. Gag- pol genleri birlikte gen ünitelerini verir. 160 -180 *1000 dalton ağırlığında poliprotein sentezlenir. Polimeraz enzimi bu proteinin proteolitik kırılması sonucu elde edilir. ß ve ‘alfa’ olmak üzere 2 alt üniteden oluşur. Alfa (65 bin) ß (95 bin) dalton ağırlığında mürin lösemi virüsü tek bir polipeptit zincirinden oluşur.

Env geni_ gp70 ve gp35 2 glikoproteinden oluşur. Bu gen 1800 nükleotidlikdir. Glikoproteinler 60 bin ve 68 bin daltonluk 2 proteinin proteolitik yolla kırılması ile oluşur. Sentezlendikten sonra enfekte ettikleri konakçı hücrenin plazma zarına yerleşir. Virüsün olgunlaşma esnasında hücrenin bu bölgelerinden budding(tomurcuk) yaparak çıkar kılıf haline geçer.

D) FİZİKOKİMYASAL YAPILARI : Sezyum klorür içinde 1.16.1.18 g/ml dir. Biyolipit çözücülere deterjanlara hassas ultraviyole ve X-ışınlarına dayanıklıdır.

Enfekte ettikleri organizmalardan duyarlı organizmalara aktarılmaları eksojen yolla dokunma temasla ve konjenital yolla olur. Endojen olarak kromozomlarla aktarılır.retrovirüs genomları yapısal açıdan hareket edebilen (movible elementlere) sahipler. Genomun her iki ucunda uzun terminal tekrarlar vardır. (long terminal repeats) 5' gag _ pol – ınv – v –onc 3’ vonc – transformasyona sebep olur. Protein (enzim) kodlar.

R aynı olan tekrarlanan diziler

V 5 – V 3 5’ucuna özgü 80-100

Nükleotidlik dizi R ile beraber uzun tekrarlanan diziler yapar.

PB 18 nükleotidlik tRNA bağlanan ve 3’ OH uçlu primer RNA ‘ yı oluşturur.

Bir kaç yüz nükleotidlik bölge öncü bölge (lider) bölge ribozomlarca okunmaz.

SD splice dönör site bölge mRNA prosesinde öncü mRNA ları keserek yeniden bağlayarak onları translasyona hazır hale getirir.

NT ribozomlarca okunmayan bölge

V 3 – 3’ ucuna özgü 170 – 1250 nükleotid uzunluğunda ve viral genomun sadece 3! Ucunda bulunan bölge poli A 100-200 nükleotidlik bu bölge viral RNA ya konakçı enzimlerce eklenip tekrarlanan adenin nükleotidleri içerir.

Viral ve konakçı genomları arasında yapılan hidridizasyon çalışmaları sonunda enfekte olmamış normal konakçı genomlarında V – onc genlerine benzer dizilerin varlığı ortaya çıkarılmış ve bu nükleotid dizilerini viral onc genlerinden ayırmak için bunlara H – onc genleri denmiştir.

V – onc ların virüs replikasyonu için gerekli olmaları retrovirüslerin hayvanlarda replikasyonu esnasında yeni tümörojenik karakterler kazanabilmeleri ve diğer bazı bulgular nedeniyle V – onc genlerinin orjininin C – onc genleri olduğu fikri kabul edilmiştir. V –onc -H –onc genlerinin kodladığı proteinler geniş çeşitlilik gösterir. Bazıları proteinkinazlar olarak aktive gösterir. Bu kinazlar tirozin aminoasidini fosforile ederler. Serin treonin aminoasitlerinden farklılık gösterir.insülin ve bazı büyüme hormonlarının reseptör proteinleride tirozine fosfat ekler. Fakat reseptörler bu işe ortamda büyüme hormonu varsa yapar. Bu nedenle tirozin fosforilasyonu büyümenin kontrölünde esaslı rol oynar. Yalnış zaman ve yalnış yerde yapılan tirozin fosforilasyonu kanserleşmeye başlangıç teşkil eder. Bilinen V – onc geninin 5 i proteinkinaz olarak etki eder. Tirozini fosforiller. Geri kalanlar glikoproteinler gibi membrana bağlı olarak kalırlar.

Kanserde % 60-80 çevresel faktörler etkilidir.

Doğal ve sentetik kimyasallar başka hec(inintiatörs) veya teşkil ediciler (promotors)virüsler nütrasyonel diğer h faktörler .

Kanser invitro olarak çok basamaklı bir olay invitro çalışmalarda başlama ve ilerleme fazları var. (initiation)

DNA HASARI

Epidermisin bazal hücrelerinde yetişkinlerde normal bir prosedürde bölünmesini devam ettirir ve denge içinde yürütür. Biri stem hücresi halinde kalırken diğerleri keratinleşir, farklılaşır. Bölünmeye sevk edilen stem hücresi böyle bir yolu izler ve oranını büyütemez. İşte bu anda başlatıcı teşvik ediciler ve ilerleticiler farkı ortaya çıkar.

Kanserli hücrelerin çoğalarak tümör yapması aynı zamanda vücudun kontrol sistemlerini geçip geçmeyeceğini bağlıdır. Makrofajlar tarafından katı tümör haline geçmeden yok edilebilirler.

Deney timus bezi çıkarılan farelerde virus enfeksiyonu ve tümör emidansı artmaktadır.

bu bilgileri kızımın ödevinde

bu bilgileri kızımın ödevinde kullandım çok teşekkür ediyorum

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <center> <big> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <font> <img> <b> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar