bilim

warning: Creating default object from empty value in /home/bilim/domains/bilimvesaglik.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Mars'ta yaşam işareti bulundu

Amerika Birleşik Devletleri'nde bilimadamları Mars'ta yaşam olduğuna ilişkin fiziksel kanıtlar içerdiğini düşündükleri bir bölge bulduklarını açıkladı.

Amerika Birleşik Devletleri'nde bilimadamları Mars'ta yaşam olduğuna ilişkin fiziksel kanıtları içerdiğini düşündükleri bir bölge bulduklarını açıkladı.

Earth And Planetary Science Letters dergisinde yayımlanan bulgular, 4 milyar yaşındaki yaşam biçimlerine ilişkin fosillerin gezegenin Nilae Fossae olarak adlandırılan vadi kesiminde gömülü olduğuna işaret ediyor.

Ancak araştırmacılar bulguların bir yaşam belirtisi mi yoksa diğer jeolojik hareketlerle oluşan şekiller mi olup olmadığını tespit etmek için daha kapsamlı incelemeler yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Türk doktorların büyük başarısı

12 yaşındaki Gizem'e ince bağırsak ve kök hücre nakli birlikte yapıldı

İZMİR'deki Tepecik Eğitim Hastanesi'nde ince bağırsak nakillerinde ölümleri engellemek için, aynı operasyon sırasında 12 yaşındaki hasta Gizem Kılıç'a kök hücre nakli de gerçekleştirildi. Gizem'e, Sağlık Bakanlığı'nın özel izni ile çift nakil yaptıklarını belirten Opr. Dr. Selçuk Kılınç, “Kök hücre nakliyle, bağışıklık sisteminin baskılanmasında yetersiz kalan ilaçların etkisini arttırarak organ reddini önlemeyi amaçlıyoruz. Bu uygulama dünyada bir ilk. Hastaları yaşatmayı amaçladığımız bu uygulamanın Türkiye'nin biyoteknolojide de başlangıç adımı olacağına inanıyoruz” dedi.

Türkiye'de bugüne kadar 11 ince bağırsak naklinin 10'unun gerçekleştirildiği Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, organ reddini önleyerek yaşamı uzatacak çalışmalar, Başhekim Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı'nın önderliğinde, Opr. Dr. Cezmi Karaca ve Opr. Dr. Selçuk Kılınç başkanlığındaki ekip tarafından başlatıldı. Bilimde referans olacak düzeyde çalışmaların yönetimce desteklendiğini ve bu nedenle hızla yol aldıklarını belirten ekip, tedavi amaçlı ilk denemeyi gerçekleştirdi. ‘Mezenkimal kök hücre’ denilen yöntem, ince bağırsak nakliyle birlikte 12 yaşındaki Gizem Kılıç'a uygulandı.

Tekerleğin İcadı

Tabiatta hiç bir örneğine rastlanmadığı halde, bize son derece doğal gelen ve modern tekniğin ekseni olacak kadar önemli bir icadı, tekerleği de Güneybatı Asya'ya borçluyuz.

Elimize, tekerleğin hangi tarihte icat edildiğini gösterecek hiç bir belge geçmemiştir. Ancak bu aracın günümüze en eski çağlardan geldiği de kesindir. Amerikalı arkeolog Speiser, Gawra'da, M.Ö. 3.000-2.500 yıllarının kalıntılarında tekerleğe rastlanmış; İngiliz meslektaşı Woolley de Ur'da, M.Ö. 2.950 yıllarından kalma mezardan bir tekerlek çıkarmıştı. Ne gibi bir ihtiyacın bu icada yol açtığı kesinlikle bilinmiyor. General Frugier'nin ilginç ve inandırıcı varsayımına göre; Yontma Taş Çağı'ndan başlayarak insan, avladığı hayvanı, kaya parçaları gibi bazı şeyleri taşıma ihtiyacını duymuştur. Bu soruna çare ararken, kesilmiş bir ağacın yuvarlandığını, böylece taşımayı kolaylaştırdığını fark eden insanlar yüklerini iki ağaç kütüğünün üzerine koymayı akıl ettiler. İngiliz tarihçisi Maccurdy'ye göre; tekerleğin atası, tomar denilen silindir biçiminde durulmuş kağıt ya da deridir. Bu gelişmeyi kazılar da doğrulamaktadır. Yapılan kazılarda Sümer ülkelerinde, M.Ö. 3.000'den kalma kızaklar ve arabalar çıkartılmıştır.

Astronominin Tarihi

Ortaçağ

Çeviriler yoluyla Yunanlılardan alınan bilimlerden birisi de astronomidir. İslâm Dünyası'nda astronomi, Aristoteles'in bilim anlayışının etkisi ile matematiğin bir dalı olarak benimsenmiş ve bu nedenle Güneş, Ay ve diğer beş gezegen ile yıldızlara ilişkin gözlem verileri, hareketli geometrik düzeneklerle anlamlandırılmaya çalışılmıştır.

İslâm Dünyası'nda astronomlar, birbirleriyle bağlantılı olan iki tür etkinlik üzerinde yoğunlaşmışlardır: Hem gözlem aletleriyle gökyüzünü gözlemlemişler hem de gözlem verilerini hareketli geometrik düzeneklerle anlamlandırmaya çalışmışlardır. Bunlardan ilki, gözlemsel astronominin alanına girmektedir ve bu konuda İslâm astronomları, belki de gözleme daha yatkın olan bilim anlayışlarının bir sonucu olarak Yunanlılardan daha derin izler bırakmışlardır.

İlk gözlemevleri onlar tarafından kurulmuş, gözlemlerin dakikliğini arttırmak için yeni gözlem araçları ve gözlem teknikleri geliştirilmiştir; hatta bu amaçla, açıların ölçümünde kirişler yerine yeni bulunan trigonometrik fonksiyonlar kullanılmaya başlanmıştır. Ancak kuramsal astronominin alanına giren ikinci etkinlikte, aynı ölçüde başarılı olduklarını söylemek olanaksızdır.

Göbek Deliğinden İzsiz Ameliyat!

Tek port cerrahisi ile pek çok ameliyat artık göbek deliğinden girilerek iz bırakmadan gerçekleştiriliyor. 2008 yılından beri uygulanan bu yeni cerrahi yöntem, hastaya yalnızca estetik değil, pek çok farklı konfor da sağlıyor.

Ameliyat, başarılı geçse bile, bedeninizde hatıra bırakır. İzi, sizinle bir ömür boyu yaşar. Özellikle de karın bölgesinde ameliyat nedeniyle oluşan büyük yara izleri, estetik kaygıların oluşmasına da yol açar. Prof. Dr. Nihat Yavuz, son yıllarda tek kesiden yapılan “Tek Port Cerrahisi” sayesinde, hastaların kaygılarının giderildiğini çünkü hastanın pek çok avantajı olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Yavuz’a göre ‘izsiz cerrahi’ denilen bu ameliyat yönteminin yalnızca estetik yararı değil, hastaya sağladığı pek çok konfor var. İşte bu konforların başlıcaları:

Ameliyat sonrası ağrı duyulmasının minumuma inmesi,
Ameliyattan kısa bir süre sonra hareket edilebilmesi
Hastanede kalış süresi kısaltması
İşe başlama ve normal hayata dönüşün kısalması
Estetik olarak, iyi sonuçlar elde edilmesi.

Tek port cerrahisi nasıl gerçekleştiriliyor?

Tek port cerrahisinde, karın ön duvarına yani göbek bölgesine tek bir kesi (delik) açılıyor. Ameliyat, kesiden içeri sokulan ve bu işlemler için özel olarak geliştirilmiş aletler yardımıyla laporoskopik şekilde gerçekleştiriliyor.

Diyabet hastaları insülinden kurtuluyor mu?

Türk bilim adamı Salih Şanlıoğlu ve ekibinin, şeker hastalarının birkaç yıl bile olsa insülin enjeksiyonu olmadan yaşamalarına olanak sağlayan “adacık nakli”ni gen tedavisiyle geliştiren ve sıçanlarda bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmadan başarıya ulaşmasını sağlayan araştırması, ABD'de yayımlanan Human Gene Therapy dergisine kapak oldu.

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Gen Tedavi Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Salih Şanlıoğlu ve ekibi, dünyada yaklaşık 250 milyon diyabetli hastanın 25 milyonunu oluşturan insüline bağımlı (Tip 1) diyabet hastasının birkaç yıl da olsa insülin enjeksiyonsuz yaşamalarına olanak sağlayan “adacık nakli”nin, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmadan başarıya ulaşması için deneysel gen ve hücre tedavi metodu geliştirdi.

İnsüline bağımlı şeker hastaları için ümit vaad eden TÜBİTAK destekli araştırma, ABD'de yayımlanan Human Gene Therapy dergisinin ekim ayı sayısına kapak oldu.

Prof. Dr. Şanlıoğlu, yüksek kan şekeri seviyesini normal düzeye indirmek için insülin bağımlı şeker hastalığının tedavisinde standart rutin uygulama olarak hastalara günlük kan şeker düzeyi takibi ve periyodik insülin enjeksiyonu önerildiğini vurguladı.

Patoloji Nedir?

Patoloji, hastalık (Yunanca pathos) ve bilimi (Yunanca logos) kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuş hastalıklar bilimi anlamına gelen bir sözcüktür. Ayrıca belirli bir bozukluğun tipik özellikleriyle birlikte bütününe patoloji denilebilir. Patoloji (hastalık bilim) özellikle altta yatan hastalıkla ilgili hücrelerdeki, dokulardaki ve organlardaki yapısal ve işlevsel değişikliklerin tanınması, araştırılması ve incelenmesiyle ilgilenir. Patoloji alanında uzman olan kişilere patolog veya patoloji uzmanı denmektedir.

Patolojinin Ana İnceleme Alanları
Patolojinin başlıca hedefi hastalıkları 4 yönden incelemektir

Etyoloji
Hastalıkların nedenleri

Patogenez
Hastalığın oluş mekanizması

Morfolojik değişiklikler
İlgili hücre doku ve organlardaki yapısal değişiklikler

Klinik önem
Hastalığın klinik açıdan önemli noktaları.

Patolojinin Yararlandığı Alanlar

Makroskopik Patoloji
Cerrahi yolla ya da otopsi yoluyla elde edilen numunenin çıplak gözle tanı koyma amaçlı incelenmesidir.

Histoloji
Dokuların mikroskop altında incelenmesidir. Histopatoloji de hastalıklı dokuları histolojik yönden inceleyerek tanı koyma amacını taşıyan bir bilim dalıdır.

Sitoloji

Mikrobiyoloji

Mikrobiyoloji bilim dalı, biyolojinin sayısız alt kollarından yalnızca birisi olmasına karşın biyolojinin temelini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Mikroorganizmalar mikroskobun icadından sonra keşfedilmesine karşın, Pasteur mikrobiyolojinin babası sayılmaktadır.

Pasteur'un kuduz aşısını bulmasından sonraki diğer büyük keşfi ise havasız ortamdaki bazı maya ve bakterilerin solunum son ürünü olarak alkolü verdiğini ortaya koymasıdır.

Mikroorganizmalar yalnızca mikroskopla görülebilen yaratıklardır. Bu yaratıklar aklınıza gelebilecek hemen her yerde yaşarlar. Sürekli sirkülasyon halinde bulunan atmosferden yerin derinliklerine, Antarktika buzullarının içlerinden gayzer kaynaklarına kadar yeryüzünün hemen her yerinde yaşarlar.

Tıp alanında, endüstride, tarımda ve gıda sanayisinde mikroorganizmalardan oldukça faydalanılır. Örneğin sütün yoğurt ve peynire dönüşmesi bakteriler sayesinde olur. Diğer bir bakteri türü ise bazı çöp toplama merkezlerinde metan gazı üretimi için kullanılırlar.

DNA Genlerinde Gelişmeler

Bilim adamları, insan gen haritasının yani "Hayatın Kitabı"nın düşünülenden daha ince olduğunu, bunun da daha kolay okunmasına yardımcı olacağını söyledi. İnsanın genetik kodunu araştıran bilim adamları, tahmin ettikleri gen sayısının yarısını buldular, ancak insanının gen etkileşiminde olağanüstü bir kompleks olduğu da keşfedildi. Science ve Nature dergilerinde yer alan ve bugün çeşitli şehirlerde düzenledikleri basın toplantılarında açıklanan araştırmalar, genler üzerindeki tıbbi keşiflerin daha kolay yapılabileceğini ortaya koyuyor. Celera Genomics şirketinin Başkanı Craig Venter, ilaçlarda genetik biliminin kullanılması durumunun daha karmaşık olduğunu söyledi. Venter, son çalışmalarla bir hastalığa neden olan bir proteine bir genin yol açtığı düşüncesinin artık yanlış olduğunu bildiklerini söyledi.

Çevrenin rolü genler kadar önemli

Biyokimya

Biyokimya, adından da anlaşılacağı gibi canlı organizmalar ve bu organizmaları meydana getiren hücrelerde meydana gelen metabolik faaliyetleri inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya, bitki, hayvan ve mikroorganizma biçimindeki bütün canlıların yapısında yer alan kimyasal maddeleri ve canlının yaşamı boyunca sürüp giden kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Biyokimyanın amacı her şeyden önce, hücrenin temel bileşenleri olan protein, karbonhidrat, lipit gibi organik bileşiklerin ve yaşamsal önem taşıyan kimyasal tepkimelerde en büyük rolü oynayan nükleik asitlerin, vitaminlerin ve hormonların yapısal ve nicel çözümlemesini yapmaktır. Canlılardaki protein bileşimi, besinlerin enerjiye dönüşmesi, kalıtsal özelliklerin kimyasal mekanizmalarla iletilmesi gibi yaşam süreçlerinin araştırılması da yine biyokimyanın ilgi alanına girer. Her yaşam bilimi ve kimya ile uğraşmakta olan fakültede (tıp, eczacılık, biyoloji,ziraat, veterinerlik vs.) ilgili biyokimya kürsüsü bulunur . İnsan sağlığıyla ilgili bilimlerde iki alanda incelenir: 1. Temel Biyokimya 2. Klinik Biyokimya

Bakteriler Bilimin Emrinde

Moleküler genetik biliminin ve rekombinant DNA teknolojisinin ilerlemesiyle, bakteriler önemli roller almaya başladılar. Genlerin nasıl işlediği bilindiğinden beri, bilim adamları canlıların genleri üzerinde oynayabiliyorlar. Bunun ahlaki yönü tartışıladurursun; bilimsel çalışmalar da hızla ilerliyor. Bakterilerin genetik müdahalelerle doğrudan ne ilgisi olduğunu düşünebilirsiniz.

Son yorumlar

İçerik yayınları