Domuz Gribinin İlk Aşısı Çarşamba Günü

Domuz gribi aşıları Çarşamba gününden itibaren yapılmaya başlanıyor. İlk olarak sağlık personeli aşılanacak.

Hıfzıssıhha Başkanı Mustafa Ertek, geçtiğimiz hafta Ankara'ya gelen 500 bin doz domuz gribi aşısının testlerinin yarın tamamlanacağını açıkladı.

Hemen ertesi gün de aşıların uygulanmasına geçilecek.

Ertek'in verdiği bilgiye göre, ilk doz aşılar sağlık personeline uygulanacak.

Aşıların kalan bölümü ise hacca gidecek hacı adaylarına ve halen Suudi Arabistan'da bulunan Türk hacılara gönderilecek.

Ertek, ikinci parti aşıların Türkiye'ye ne zaman geleceğinin henüz kesinleşmediğini de ifade etti.

İkinci parti aşıların önce okullara mı yoksa 6 ay 9 yaş arası çocuklara mı uygulanacağı konusunda "Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun henüz karar vermediğini" söyledi.

Üniversitelerde domuz gribi tatili yok

Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversite öğrencilerine domuz gribi aşısı vurulması için Sağlık Bakanlığı'na bir yazı göndereceklerini, ancak üniversitelerin tatil edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyledi.

Üniversite öğrencilerine domuz gribi tatili yok ama aşısı var.

Yüksek öğretim Kurulu Başkanı Prof.Dr Yusuf Ziya Özcan, domuz gribi nedeniyle üniversitelerde eğitime ara verilmeyeceğini ancak öğrencilere aşı yapılacağını belirtti.

Katıldığı bir toplantı sonrası habercilerin sorularını cevaplayan Özcan, Sağlık Bakanlığı'ndan üniversitelerin de aşılanması konusunda talepte bulunacağını söyledi.

YÖK Başkanı, domuz gribi nedeniyle üniversitelerin tatil olması gibi bir durumun da söz konusu olmadığını ifade etti.

Kendisinin de yorgunluktan ötürü grip olduğunu ancak bunun domuz gribi olmadığını belirten Özcan, Bilkent ilköğretim okulunda okuyan oğlunda ise herhangi bir grip rahatsızlığının olmadığını söyledi.

Türkiye'de tüm okullara domuz gribi tatili

Milli Eğitim Bakanlığı, domuz gribi nedeniyle Türkiye genelinde 30 Ekim Cuma günü, okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarıyla yaygın eğitim kurumları, özel okullar, dershaneler ve etüt eğitim merkezlerini 1 gün süreyle tatil etti.

Böylece 29 Ekim tatiliyle birlikte okullar 4 gün tatil olmuş olacak ve dezenfeksiyon çalışmaları yapılacak.

Eğitimler televizyondan canlı şekilde sürdürülecek! Yarından itibaren televizyondan eğitim başlıyor.

Ortak basın toplantısı düzenleyen Milli Eğitim Bakanı, Sağlık Bakanı ve TRT Genel Müdürü ortak basın toplantısıyla önlemleri açıkladı.

Bakanlıklar ile TRT arasında protokol imzalandı; tören TRT dışındaki basın yayın kuruluşlarına duyurulmadı.

Nimet Çubukçu'nun yaptığı açıklamaya göre, televizyondan eğitim hafta içi sabah saat 07.00 ile 14.00 arasında yapılacak.

TRT 3 üzerinden canlı yayınlanacak dersler, salı günleri siyasi partilerin meclisteki grup toplantıları nedeniyle sabah 10.00'da sona erecek.

Ankara’da okullara domuz gribi tatili

Bir kişinin domuz gribinden öldüğü başkentte ilk ve orta dereceli okullarla dershaneler bir hafta tatil edildi. Okullar bu tatil süresince dezenfekte edilecek. Domuz gribinden ölen Mustafa Güneş toprağa verildi.

ANKARA Valisi Kemal Önal, domuz gribi virüsünün yayılmasını kontrol altına almak amacıyla Ankara’daki ilk ve orta dereceli okullarla dershanelerin da bugünden itibaren yedi gün süreyle tatil edildiğini açıkladı. Önal, önümüzdeki hafta sonu durumun tekrar değerlendirileceğini söyledi.

Sağlık Bakanlığı Pandemi İzleme Kurulu üyesi Levent Akın, ailelerin şu anda panik içinde olduğunu belirterek, “Bu panik ve korku halini ortadan kaldırmak için tatil kararı alındı. Okullar tatilken de dezenfekte işlemi yapılır ama okullarda öğrenci varken yapılması daha iyi olur. El nereye değiyorsa oralar temizlenmeli” dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve Domuz Gribi Kriz Masası Başkanı Sadettin Sabaz ise “Normal bir grip ancak bir haftalık dinlenme ile geçiyor. Yayılmayı önlemek amacıyla yedi günlük tatil uygun görüldü. Dersanelerin de bu kapsamda tatil olmasına karar verdik” dedi.

Türkiye'de domuz gribinden ilk ölüm

Türkiye’de domuz gribi ilk canı Ankara’da aldı. Zatürre teşhisiyle Senatoryum Hastanesi’ne yatırılan ve yapılan testlerde pandemik A(H1N1) virüsü rastlanan 29 yaşındaki adı açıklanmayan hasta dün akşam solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti.

Olayı doğrulayan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasında, “Tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan bu vaka ülkemizde pandemik A(H1N1) sebebiyle kaybettiğimiz ilk kişidir” denildi. Bakanlık açıklamasında dün itibariyle Türkiye’de pandemik A(H1N1) toplam vaka sayısının 958’e ulaştığı belirtildi.

Sağlık çalışanı

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, domuz gribinden hayatını kaybeden kişinin bir sağlık kuruluşunda temizlik işçisi olarak çalıştığını belirterek, “Panik yapmayacağız, gerekli tedbirleri uygulamaya devam edeceğiz. Risk grubundaki kişilerin bir an önce aşılanması gerektiğinin önemi ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Domuz gribi hijyen sevmez

Domuz gribi aşısını yaptırmak mı daha tehlikeli yoksa yaptırmamak mı? Çocuğumuzu okula yollamayıp evde tutsak hastalıktan koruyabilir miyiz? gibi sorular anne babaların beynini kurcalıyor. Domuz gribinden basit temizlik önlemleri alarak da korunabilirsiniz.

Basit temizlik kuralları

Çocukların bu virüsü erişkinlere göre daha çok yaydıkları bir gerçek. Ama basit temizlik kurallarına uyularak bu hastalıktan büyük ölçüde korunmak da mümkün. Öğretmenlerin ve ana-babaların hiç bıkmadan çocuklara el yıkamalarını hatırlatmaları gerekiyor. Ama yıkama öyle üç-beş saniyelik ıslatma şeklinde olmayacak. Eller, 20’ye kadar sayarak ve sabunla ovuşturarak yıkanacak. Her an elimizi yıkayamayacağımıza göre de, ellerimizi ağzımızdan, burnumuzdan ve gözlerimizden uzak tutacağız.

Aşı yaptırıp yapmamaya bu konuda iyice bilgilenip karar vermekte yarar var. Ciddi yan etkilerinin olup olmadığı şu an bilinmiyor, çünkü aşı çok yeni. Çevremdeki anne-babalar arasında yaptığım küçük bir araştırma sonucuna göre, aşıya pek güvenilmiyor ve yaptırmama eğilimi daha yüksek.

Domuz gribi aşısının testlerine başlandı

Sağlık Bakanlığının, sağlık personeliyle belirli grupları domuz gribine karşı aşılamak üzere aldığı ''A (H1N1)'' aşıları Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi (RSHM) Başkanlığı'nda incelenmeye başlandı. Aşılar 14 gün sürmesi beklenen analizler sonunda uygun bulunursa illere dağıtılacak.

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Türkiye'ye getirilerek bakanlığın soğuk hava depolarına konulan 490 bin doz pandemik influenza aşısından rastgele seçilen 35 örneğin merkezin ''Biyolojik Kontrol ve Araştırma Laboratuvarına'' teslim edildiğini söyledi.

Ertek, buradaki analiz sonuçlarının olumlu çıkması halinde aşıların uygulanmak üzere illere dağıtılacağını bildirdi.

''Aşıların ne tür analizlere tabi tutulacağı'' sorusu üzerine Ertek, analizlerin Avrupa Farmakopesi tarafından belirlendiğini, dolayısıyla hangi aşıda hangi testlerin yapılması gerektiğinin belli olduğunu kaydetti.

Türkiye'de domuz gribi alarmı!


Sağlık Bakanlığı, bugün itibariyle Türkiye'de tespit edilen pandemik H1N1 gripli hasta sayısı toplamının 582 olduğunu bildirdi. Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, bugün saat 12.00 itibariyle Türkiye'de tespit edilen pandemik H1N1 gripli hasta sayısının toplam 582 olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

''Tüm vakaların genel durumları iyi olup tedavileri devam etmektedir. Pandemik H1N1 aşısının 500 bin dozluk ilk teslimatı 20 Ekim 2009 tarihinde Bakanlığımız Ana Deposu'na yapılmıştır. Gerekli incelemelerin yapılması için rastgele örnekleme metodu ile alınan numuneler, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı laboratuvarlarına teslim edilmiş olup analizlerine başlanmıştır. Sonuçlar kamuoyu ile paylaşılacaktır.''

ANKARA'DA PAKİSTAN BÜYÜKELÇİLİĞİ OKULUNDA DOMUZ GRİBİ

Ankara'da, Pakistan Büyükelçiliği okulunda dört öğrencide domuz gribi tespit edildiği açıklandı.

İSTANBUL'DA 235 KİŞİDE VİRÜS

İstanbul Valisi Muammer Güler, il genelinde hastanelere müracaat eden 1169 kişiden 235'inde domuz gribi tespit edildiğini söyledi.

Okullara domuz gribi uyarıları

Ankara Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, bu hafta sonuna kadar Ankara'daki 862 bin öğrenciye domuz gribinden korunmanın yollarının öğretileceğini bildirdi.

Okula gelmeyen öğrencilerin her gün düzenli olarak takip edileceğini ve rapor isteneceğini belirten Aydoğan, okullardan, öğretmenlerin gözetiminde öğrencilere lavabolarda el yıkamayı uygulamalı olarak öğretmelerini istedi.

Aydoğan, Ankara'daki liselerin müdürleri ile dershanelerin yöneticilerinin katıldığı ''2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı Başı ve H1N1 Virüsü'' konulu bilgilendirme toplantısı düzenledi.

Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu'nda düzenlenen toplantıda konuşan Aydoğan, halk arasında ''domuz gribi'' olarak bilinen H1N1 virüsü ile ilgili alınması gereken önlemler konusunda Milli Eğitim Bakanlığının genelge yayımladığını, kendilerinin de okullara yazı gönderdiğini ifade etti.

''PANİK YOK''

35 koli domuz gribi aşısı Türkiye'ye getirildi

Sağlık Bakanlığı, 35 koli içinde bin 200 kilo ağırlığında 500 bin dozluk aşının ilk partisini Türkiye'ye getirdi. Yetkililer, ilk aşı örneğinin pazar günü değil bu gece ülkemize getirildiğini hatırlatarak, yanlış bilgiyi düzeltti.

THY'nin 1864 sefer sayılı 'Hasankeyf' adlı uçağıyla saat 23.50'de Roma'dan Atatürk Havalimanı'na ulaştırılan aşı paketleri, görevliler tarafından kargo bölümünden dikkatlice indirildi. Dört ayrı konteynır içerisindeki 35 koli aşı sabah Ankara'ya gönderilmek üzere THY kargo terminaline götürüldü.

Yetkililer, domuz gribi aşılarının sabah 07.00 uçağıyla Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'ne teslim edilmek üzere Ankara'ya gönderileceğini belirtti.

Bakanlık, 35 - 40 milyon doz olarak belirlediği domuz gribi aşısından, anlaşmalı üç ilaç firması aracılığıyla önümüzdeki günlerde de getirme planı yaptı.

Paketlerden rastgele seçilen numunelere yapılacak testlerin olumlu sonuç vermesi halinde aşı, Türkiye'ye genelindeki sağlık kuruluşlarına dağıtacak.

Domuz gribi aşısını yaptıralım mı, yaptırmayalım mı?

Bu kış beklenen büyük salgını önlemek için geliştirilen domuz gribi aşılarının güvenilir olup olmadığı yönündeki tartışmalar bitmiyor.

Bu aşıya sıcak bakmayan güvendiğim bilim adamları olsa da (örneğin Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta) ben bu konularda mikrobiyoloji ve enfeksiyon hastalıklarında uzmanlaşmış kişilerin dinlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu uzmanların da neredeyse tamamı “aşılanmanın daha doğru bir yaklaşım olduğu” görüşündeler. Aşı ülkemizde de uygulamaya geçtiğinde sevgili torunum Aleyna’ya gönül rahatlığı içinde uygulatacağım, ben de yaptıracağım. Çünkü mevcut araştırmalar ve bulgular domuz gribi sonucu ortaya çıkabilecek tatsızlıkların bir hayli ciddi olduğunu gösteriyor. Kısacası aşıya karşı olan, aşı konusunda tereddütleri olanlara saygım sonsuz. Onların da haklı gerekçeleri var ama ben bu alanda uzmanlaşmış kişilerin (mesela Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’ın, Prof. Dr. Serhat Ünal’ı n, Prof. Dr. Murat Akova’nı n) ne dediklerine bakmayı daha doğru buluyorum. Siz de öyle yapın!

En etkili önlem hangisi?

El temizliği! Bütün bulgular el temizliğinin en etkili önlem olduğunu gösteriyor. Bu nedenle özellikle öğrencilerin, öğretmenlerin, okul kreş çalışanlarının, hastane personelinin ve tabii ki en başta hemşirelerin, doktorların ama hepimizin el temizliğe son derece önem vermemiz gerek.

Domuz gribi ile mevsimsel gribi karıştırmamak için hazırlıklı olun

Kış mevsimine girerken grip türleri arasındaki farkı ayırt etmek giderek güçleşiyor. Özellikle mevsimsel grip ile domuz gribi arasındaki farkları ayırt etmek, hem toplum, hem de sağlık çalışanları açısından gerekli tedavileri hızla başlatabilmek için kritik bir önem taşıyor. Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Sungur, “Mevsimsel influenza aşısı domuz gribine karşı koruyucu değildir ama belirtilerini anlamak açısından faydası dokunabilir” diyor.

Altı ay gibi kısa bir sürede dünya genelinde büyük bir paniğe neden olan “Domuz Gribi” yani influenza A (H1N1) bu kışın en büyük salgınlarından biri olacak gibi görünüyor. Kış mevsiminin gelmesiyle özellikle mevsimsel griple domuz gribini birbirinden ayırt etmenin zor olacağına dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Sungur, “Eğer mevsimsel Influenza aşısını olması gereken kişiler şimdiden aşılanmazsa, toplumda her iki enfeksiyonun bir arada yaygınlaşması birçok sorun yaratacak” dedi.

Sigarayı Bırakmaya Ve Dumansız Hayata Başlamaya Hazırlık

BIRAKMAK İÇİN GEÇ Mİ KALDIM?

Asla geç değil! Hangi yaşta ve hangi hastalığa sahip olursanız olun sigarayı bırakınız, sağlıklı ve kaliteli hayat süreniz artacaktır. Sigarayı bıraktıktan sonra;

* İlk 24 saat içinde kan basıncında ve akciğer fonksiyonlarında düzelme görülür.

* 48 saat sonra tat ve koku alma duyuları keskinleşmeye başlar. Tat ve koku almaya başladıktan sonra yediğiniz yemeklerden zevk almanız sigarayı bıraktıktan sonra görülebilecek kilo artışının en önemli sebebidir.

* 2-12 hafta içinde kan dolaşımı iyileşir, bu da yürüme, koşma gibi fiziksel aktiviteleri kolaylaştırır.

* 3-9 hafta sonra öksürme, nefes darlığı, hırıltı gibi problemler azalır ve akciğerler güçlenir.

* 3 ay sonra kan dolaşımı ve nefes alıp verişi fark edilir şekilde düzelir.

* 5 yıl sonra kalp krizi geçirme riski sigara içen birine oranla %50 azalmış olur.

* 10 yıl sonra akciğer kanserine yakalanma riski sigara içen birine oranla %50 daha az olur.

KİLO ALIR MIYIM?

Gripten korunmanın yolu; sağlıklı beslenme


Sağlık Bakanlığı, kış aylarının en belirgin hastalıklarından grip ve nezleden korunabilmenin, “sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme” ile mümkün olabileceğini hatırlattı...

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, kış mevsiminin başladığı bu günlerde, yeterli ve dengeli beslenmenin, sağlığın korunması açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Havaların soğuması ile birlikte genellikle yağlı ve şekerli besinlere eğilimin artması, kapalı ortamlarda ve gecelerin uzaması nedeniyle televizyon başında fazla zaman geçirilmesi dolayısıyla vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler oluşabildiği anımsatılan açıklamada, kış aylarında grip ve nezleden korunabilmenin yolunun sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme ile mümkün olabileceği belirtildi.

Açıklamada, sağlıklı beslenme için şu önerilerde bulunuldu:

* Dört besin grubunda bulunan çeşitli besinlerden, günde en az 3 ana, 3 ara öğünde yeterli miktarda tüketilmeli.

MS hastalığı soğuk seviyor

Nörolojik birçok hastalıkta görülebilen belirtilerle kendini gösteren Multipl Skleroz (MS) ancak belirtilerin sıklaşmasıyla nörologların yapacağı muayeneler sonunda ortaya çıkıyor.

Türkiye'de yaklaşık 30.000 MS hastası olduğu belirtiliyor. Merkezi sinir sistemini oluşturan beyin, beyincik ve omurilik gibi yapıları etkileyen ve genç erişkinlerde görülen Multipl Skleroz, aslında bir hastalık değil, hastalıklar grubu. MS'in, çok farklı seyreden ya da hastadan hastaya değişebilen tipleri bulunuyor.

Hastalık özellikle gençler arasında kazalar dışında, nörolojik özre en fazla sebep olan sinir sistemi hastalığı olarak kabul ediliyor. Kalıtsal ve öldürücü bir hastalık olmayan MS bulaşıcı değil.

MS'in nedeni veya seyrini etkileyen faktörler kesin olarak bilinmiyor. Bugüne kadar virüsler, bakteriler ve toksik etkenler neden olarak öne sürülmüş, ancak bu etkenlerin hiçbiri kanıtlanmamış.

Hipertansiyonun Teşhis ve Tedavisinde Son Yenilikler?

Tansiyonun tanımını yapar mısınız, tansiyon nedir, büyük tansiyon, küçük tansiyon nedir, gizli hipertansiyon var mıdır? Nedir?

Tansiyon kalbin vücuda kanı dağıtmak için kullandığı güçtür. Sol kalbin kanı vücuda atarken kullandığı güce birinci veya büyük tansiyon denir.Kalbin kan akımı bittikten sonra damarlarda oluşan durgun basınca da ikinci veya küçük tansiyon denir.Kan basıncının normalden yüksek olmasına da hipertansiyon denir.Bazen bu konuda kavram kargaşası yaşanabiliyor.Bir çok kişi benim hipertansiyonum var derken,kendilerinde mevcut kalıcı ve sürekli kontrol altında tutulması gereken bir hastalık yerine zaman zaman stres ve üzüntüye bağlı tansiyonlarının yükseldiği; bunun hastalık değil geçici bir durum olduğu yanlış anlayışını benimseme eğilimindedir.Normal kan basıncı artık 120/80’in altı olarak kabul edilmektedir.140/90’ın üstü hipertansiyon, aradaki değerler yüksek-normal olarak tanımlanır ve izlenmesi, bazı durumlarda da tedavisi gereken değerlerdir. Gizli tansiyon belki bu grubu ifade etmek için uygundur. Tansiyonun yaşla birlikte görülme sıklığı artar.

Cluster Baş Ağrısı (Küme Baş Ağrısı)

Cluster baş ağrıları, tüm baş ağrıları arasında en şiddedi olanlar arasındadır; Bir gözün içi ve çevre­sinde şiddetli ağrıya sebep olur.

Cluster baş ağrıları olan kişiler, bunu aralıklı olarak yani epizodik şekilde yaşarlar, haftalar ya da aylardan oluşan bir periyot içinde günde bir ila üç baş ağrısı nöbetli bir küme (yani cluster) ve bunu takip eden baş ağrısız dönemler.

Kişilerin yüzde 20’sinde kronik şekle rastlanır. Bu durumda günlük nöbetler, hafifleme oluşmadan önce, bir yıl ya da daha uzun bir zaman sürer. Kronik baş ağrılarının tedavisi, epizodik cluster baş ağrılarına oranla ilaç tedavisine daha zor cevap verir. Cluster baş ağrılarının bilinen bir sebebi ya da tedavisi yoktur, bir yaşam boyu hastalığı olabilir.

Her ne kadar dayanılmaz derecede ağrılı olsalar da, kalıcı bir zararları ya da diğer hastalık­larla bağlantıları yoktur. Mamafih, bir gözün çevresindeki şiddetli ağrı, acil tıbbi dikkat gerektiren bir durum olan akut glokom’un işareti de olabilir.

Cluster baş ağrıları genel­likle erkeklerde görülür ve ilk atak genellikle ergenlik döneminde ya da yirmili yaşların başında oluşur. Cluster baş ağrıları olan kişiler için, cluster dönemlerinde sigara ve alkol kullanımı, atakları tetikleyebilir. Ama hafifleme dönemlerinde bu durum söz konusu değildir.

Yaz depresyonuna dikkat!

Genel olarak kış depresyonu olarak tanımlanan mevsimsel duygulanım bozukluğu, yaz depresyonu olarak da görülebilir. Yaz depresyonu, kış depresyonuyla karşılaştırıldığında ender görülen ve farklı belirtilerle ortaya çıkan bir duygulanım bozukluğudur.

Kış depresyonunun nedenleri yaz depresyonuna oranla daha net açıklanabiliyor. Bunun yanı sıra yaz depresyonunun da kış depresyonu gibi 24 saatlik günlük siklusun değişimi, genetik faktörler, stresle bağlantılı faktörler ya da bütün bunların kombinasyonu etken olabilmektedir.

Yaz depresyonununda da kış depresyonu gibi günlük duygulanım durumunun değişimi, genetik veya stresle bağlantılı faktörlerin etken olabileceğini söyleyen Memorial Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Ayşe Elif Orhon, yaz depresyonu tanısı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

20 yaş altındaki bireylerde mevsimsel duygulanım bozuklukları görülmemektedir, yaşla birlikte mevsimsel duygulanım bozukluklarında artış görülebilir. Bunun yanı sıra kadınlarda erkeklere oranla mevsimsel duygulanım bozuklukları 4 kat daha fazla görülmektedir.

Yaz depresyonunun belirtileri kış depresyonununkinden farklıdır. İlkbahar sonları ve yaz başlarında başlayabilir. Belirtileri şöyle sıralamak mümkündür:

Sırt Ağrıları ve Sebepleri

Vücuda destek olan sırtı önemsememek hiç doğru değil. Sırt ağrıları milyonlarca insanın ortak sorunu. Özellikle gelişmiş ülkelerde sırt sorunları önemli bir probleme dönüştü. Bunun için sırt sağlığına özen göstermeliyiz.

Yapılan bir araştırmaya göre sırt ağrılarından yakınanların yüzde 35'i için sırt ağrıları kronik bir soruna dönüşüyor. İnsanların sırtları neden ağrır? Tıp uzmanları başlıca nedenleri şöyle sıralıyorlar: Kötü duruş, incinme, stres, hamilelik, yaşlılık ve aşırı kullanma.

Duruşa dikkat

Eğer düzgün durmayı ilke edinirseniz sırt ağrılarınızın azaldığını göreceksiniz. Bir süre sonra da hiçbir şikayetiniz kalmayacak. Otururken öne doğru eğilmemeye dikkat edin. Omuzlarınız öne doğru gelmesin. Sürekli olarak omuzlarınızı geri itin ve midenizi içinize çekin. Böylece vücudun ağırlığını eşit olarak çeşitli bölgelere dağıtmış olursunuz. Sakın bacak bacak üstüne atarak oturmayın. Bu alışkanlık kan dolaşımını zorlaştırır. Eğileceğiniz zaman sırtınızı öne eğmeyin. Dizlerinizi kırarak diz çökün. Böylece sırtınıza fazla yük binmesini önlersiniz. Alışverişten dönerken, yükü bir elinizde taşımayın. İki ayrı çanta ya da torbaya eşit miktarda malzeme koyun ve öyle taşıyın. Sırtınız ve omuzlarınız arasında denge kurulmasını sağlamakla, sırt ağrısı çekmekten kurtulursunuz.

Bacaklardaki Örümcek Varisler İçin İlaç Tedavisi

Kadınlar bacaklarında örümcek ağı, ağaç dalı ya da kedi tırmığına benzeyen damarlar oluştuğunda paniğe kapılıyor. Ciddi bir sağlık sorunu yaratmayan ancak estetik kaygıya yol açan bu damarlar, ince iğneler yardımıyla damar içine verilen özel ilaçlarla tedavi ediliyor. Bu ilaçlar damarın karşılıklı iki duvarını birleşmiş iki el gibi yapıştırarak yok ediyor. Örümcek ağı damarlar “Skleroterapi” olarak bilinen bu yöntemle yüzde 80’e varan başarı oranıyla azaltılıyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Alhan, çok ince bir iğneyle damara sklerozan madde denilen özel bir ilaç formunu enjekte ettiklerini belirterek, “Bu ilaç bozulan damar yapısını ortadan kaldırıyor, vücut daha sonra ilaç verdiğimiz ve duvarları yapışan damarları emiyor. Bu yöntemi çok küçük kırmızı damarlara ve bacak derisinden kabarık kapak sorunu olan büyük damarlara uygulamak çok uygun değil” dedi.

Bazı insanlarda damar yapısının ince olması nedeniyle uygulama sırasında enjekte edilen ilacın damar dışına kaçmasının mümkün olduğuna değinen Dr. Alhan, “Damar geçirgen bir yapıdır, öyle olmasa kan geçişi sağlanamazdı. İlaç doku içine kaçarsa lekeye yol açar. Bu leke genellikle geçicidir. Ama daha ciddi bir damarın patlamasına yol açıp ilacı kaçırdığınızda nekroz (doku ölümü-kabuklanma) meydana gelir” diye konuştu. Genetik geçiş nedeniyle ortaya çıkan bu sorun için uygulanan skleroterapi sonrasında, külotsuz, beyaz, özel bir çorap 3 gün süreyle giyiliyor. Hasta arada bu çorabı çıkarıyor, banyo yaptıktan sonra yeniden giyiyor.

Son yorumlar

İçerik yayınları