Keneler 9 farklı hastalık sebebi

Keneler sadece ölümlere sebep olan Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) hastalığı yapmıyor. Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Kene denilince akla KKKA geliyor. Ama kenelerin yol açtığı 9 farklı hastalık var. Bu nedenle dikkatli olmak gerekir." dedi.

Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) hastalığı ile adını duyuran keneler, toplum sağlığını ciddi oranda etkiler hale geldi. Hastalık ilk kez 12. yüzyılda Tacikistan'da tanımlanırken, dünya üzerinde omurgalıları etkileyen 899 tür kene, bugün 9 farklı hastalığa neden olan küresel tehdit noktasına ulaştı. Balıklar dışındaki tüm omurgalıların kanlarıyla beslenen keneler, insanların vücutlarında kalıcı hasarlar bırakmanın yanı sıra ölümlere sebep oluyor.

Keneler, insanlarda sadece KKKA değil, 9 farklı hastalığa sebep oluyor. Kenelerin KKKA hastalığı ile özdeşleştirildiğini ifade eden Samsun OMÜ Enfeksiyon Hastalıkları ve Kliniği Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı KKKA Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Bugün kene deyince akla KKKA hastalığı geliyor. Oysa kenelerle bulaşabilecek çok sayıda bakteri ve virüs hastalığı var." dedi.

Gece terlemesi nedir, ne değildir?

Gece terlemesi özellikle yaz aylarında insanlar için büyük sıkıntılara sebep olan hastalık belirtilerinden ya da sağlık sorunlarından biridir.

Gece terlemesinin, gece yatılan odadan, çarşaf ve nevresim takımlarına, giyilen elbiseden yatak özelliklerine kadar faklılaşan sebepleri olabilir. Her gece terlemesinde hastalık belirtisi aramak ne kadar yanlışsa, aşırı terleme vakalarında durumu hava sıcaklıklarıyla açıklamak da o kadar yanlış olabilir. Gece terlemesinin bir hastalık belirtisi olarak değerlendirilebilmesi için, terlemenin yatak takımlarını ıslatacak ve kişiyi uykusundan uyandıracak boyutlarda olması gerekir.

Gece terlemesinin uyku bozukluğuna ve uykusuzluğa yol açtığı durumlarda meseleyi geçiştirmemek gerekir. Zira çoğu gece terlemesinin nedeni olarak bazı hastalıklar sayılmıştır. Aşırı terleme sebebiyle uyku düzeni bozulan ve uykusundan uyananlar bir kısmı kendilerini ateşli hissederken, bir kısmında ise üşüme ve titremelere rastlanılmaktadır.

Tümör oluşmadan kanser teşhisi mümkün

İngiliz bilim adamları, bu hafta başında yaptıkları basın toplantısıyla tüm insanlığı sevindirecek bir haber verdi. Basit bir kan testiyle tümör oluşumundan 5 yıl önce kanserin teşhis edilerek tedaviye başlanabileceği açıklandı.

Araştırma Prof. Dr. John Robertson yönetiminde Nottingham Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

Kan testi, teknik olarak bağışıklık sisteminin kanser oluşumuna verdiği ilk tepkilerin teşhisine dayanıyor.

Göğüs kanseri uzmanı Dr. Robertson, birçok hasta kaybının aslında geç teşhisten kaynaklandığını ve bu yeni buluşları olan kan testinden önce kullanılan bütün teşhis sistemlerinin erken tanıya yönelik olmadığını söyledi.

Kahve sizi uyandırmıyor!

Kahvenin uyku açtığı yönündeki yaygın inanış yapılan araştırmalarla çökertiliyor..

Kimisi sınavlara çalışırken ya da işlerini bitirmek için sabaha kadar kahve içerken, kimisi de sabah uykusunu açmak için uyanır uyanmaz kahveye saldırır. Peki, kahvenin beyninizi uyanık tutmadığını ve uykunuzu açmadığını biliyor muydunuz?

The Telegraph'ta yayınlanan habere göre, İngiltere'de Bristol Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada çay, kahve ve diğer kafeinli içecek tüketen kişilerin kafeinin uyarıcı etkilerine karşı bağımlılık oluşturduğu tespit edildi.

Aile hekimine muayene parası vermeyeceğiz

Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) yapılan değişiklikle, aile hekimliği muayenelerinde katılım payı kaldırıldı. Kurumlar tarafından muayene bedeli ödenmeyen durumlarda da katılım payı alınmayacak.

Sağlık Uygulama Tebliği'nde yapılan değişikliklere ilişkin tebliğ bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.

Katılım payı uygulanacak sağlık hizmetlerini düzenleyen maddede yapılan değişiklikle, aile hekimlerinin muayenelerinden alınan katılım payı kaldırıldı. Danıştay, Nisan ayında aldığı kararla, aile hekimliği muayenesinde 2 TL'lik katılım payı alınmasına ilişkin düzenlemenin yürütmesini durdurmuştu.

Burun kanaması ne zaman tehlikeli olur?

Toplumun yaklaşık %10’u en az 1 kez burun kanması geçirmiştir. Bu kişilerin çoğu bir sağlık kuruluşuna başvurmaz ve sadece %10 – 15’inin bir KBB uzmanın yardımına ihtiyacı vardır. Çoğu burun kanamaları hafif kanamalar olmasına rağmen, hayatı tehdit eder ölçüde şiddetli kanamalar da olabilir. Kadıköy Şifa Tıp Merkezi – Ataşehir Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Hakan Yenice burun kanamaları ile ilgili en önemli soruları yanıtladı.

Burun kanamalarını tıbbi olarak ön ve arka burun kanamaları olarak iki başlık altında incelenebilir. Çocuk ve genç erişkinlerde daha çok ön burun kanamaları yaşlı kişilerde damar sertliği ya da hipertansiyonu olan kişilerde daha çok arka burun kanamaları görülür.

Ön burun kanamaları: Daha çok çocuk ve genç erişkinlerde görülür. Çoğu burun kanaması, burun orta bölümünde bulunan kılcal bir damarın çatlaması nedeniyle tek taraflı olur. Bu bölgedeki damarlar oldukça ince ve yüzeyde olduklarından burun sümkürülmesi, çocuklarda burun ile oynama nasal travma ve hatta ufak dokunuşuyla dahi kanayabilirler.

Türkiye'de 5 yaş altı çocuklar bodur oluyor

Uzmanlara göre, beslenme bozuklukları nedeniyle Türkiye'de 5 yaş altı çocukların yüzde 10'u yaşına göre bodur.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Ulusal Beslenme Platformu Başkanı Prof. Dr. Perihan Arslan, Türkiye'de beslenme bozukluklarına dikkati çekerek, 5 yaş altı çocukların yüzde 10'unun yaşına göre bodur olduğunu, bu rakamın kırsal bölgelerde yüzde 17'ye kadar çıktığını belirtti. Arslan, şişmanlığın da son yıllarda çocuklarda yüzde 10- 15 oranında arttığını kaydetti.

İnsan sağlığını, beslenme, kalıtım, iklim ve çevre koşullarının etkilediğini belirten Prof. Dr. Perihan Arslan, bu etmenlerin başında beslenmenin geldiğini söyledi.

Zayıflamaya yardımcı besin domates!

Yapılan yeni bir araştırmaya göre, domatesle zenginleştirilen diyet, kilo vermeye yardımcı olabilir.

Bilim adamlarına göre, domateste bulunan likopen, iştah hormonlarını azaltarak, insanlara tokluk hissi veriyor.

University of Reading'in araştırmacıları, domatesle zenginleştirilmiş ekmeği, 18-35 yaş arasındaki 17 kişi üzerinde test etti. Normal ve havuçlu ekmeğe kıyasla, domatesli ekmeğin daha doyurucu bir hissi verdiği ortaya çıktı.

Projenin lideri ve besinsel metabolizma uzmanı Doktor Julie Lovegrove'a göre : "Bu sadece küçük bir araştırmaydı ve domatesin içindeki asıl katkı maddesinin ne olduğunu daha tam olarak söyleyemiyoruz. Ama sonuçlar istatistiki olarak önemli bulundu."

Sabahları şişen gözler hasta kalbin ilk belirtisi

Her türlü hastalığın gözden anlaşılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu, "Kalp hastalığı, göz dibi muayenelerinde daha detaylı olarak belirlenebilir. Gece yattığımızda ödem göz kapağında yoğunlaşır. Kalbiyle ilgili sorun yaşayan kişi, gözleri şiş uyanır" diyor.

Florence Nightingale Göz Bölümü Başkanı Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu en kolay vücut taraması olan göz check-up'ıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Erkekler check-up'a kadınlar kadar kolay gitmiyorlar. Gözden check-up yapılabilir mi?
Evet, adına 'hızlı check up' denir ve sadece gözden yapılabilir. Vücudun içini görebileceğimiz tek organ gözdür. Göz muayenesi ile çeşitli hastalıkların tanısı konabilir. Bu durumda doktora gitmeyi sevmeyen kişiler için, basit bir göz muayenesi ile beş dakikada vücudumuzdaki birçok hastalıkla ilgili bilgi sahibi olabiliriz.

Türk bilim adamlarından astıma çözüm!

Türk bilim adamları, kök hücreyle bronşiyal astım hastalığına çözüm bulduklarını bildirdiler.

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden (DEÜ) bilim adamları, kök hücreyle bronşiyal astım hastalığına çözüm bulduklarını bildirdiler.

İYTE Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Baran, üniversite bünyesinde kök hücreyle ilgili farklı disiplinlerden bilim adamlarıyla ortak projeler geliştirdiklerini ifade etti.

Vücudun bütün doku ve organlarını oluşturan temel hücreler olan kök hücrelerin kendilerini yenileyebilme, sınırsız bölünebilme, her türlü organ ve dokuya dönüşebilme potansiyelleri bulunduğunu, bu nedenle kök hücrelerin hasarlı doku ve organların tamirinde kullanılmasına yönelik ilgide büyük artış olduğuna dikkati çeken Baran, İYTE bünyesinde kök hücre yoluyla çeşitli hastalıkların tedavisi konusunda projeler yürüttüklerini dile getirdi.

Hipotiroidi tedavi edilmezse 'kalıcı zeka geriliği'ne neden oluyor!

Tiroid hormonlarındaki küçük bir dengesizlik, diğer organların çalışmasını olumsuz etkileyebiliyor. Çocukta görülen işlev bozukluğu, erken teşhis ve tedavi edilmezse kalıcı zeka geriliğine yol açıyor.

Boynun ön bölümünde yer alan, yaklaşık 20 gram ağırlığındaki tiroid bezi, küçük ama vücuttaki rolü büyük bir organ. Tiroid bezininin vücutta orkestra şefi gibi bir görevi bulunuyor. Hücrelerin ve organların enerji kaynağı ve hücrelerin çalışma hızını ayarlayan en önemli hormon. Dolayısıyla hormonda meydana gelen bir bozulma, bütün vücudu etkisi altına alıyor.

Tiroid bezinin az ya da çok çalışması çoğunlukla genetik nedenlere dayanır. Irsiyetten gelen belirtiler, iyotlu ve iyotsuz tuz kullanımına göre hastalık şeklinde ortaya çıkabilir. En önemlisi çocuklarda görülen, yani tiroid hormonlarının az çalışmasıyla ortaya çıkan Hipotiroidi, tedavi edilmezse 'kalıcı zeka geriliği' gibi çok kötü sonuçlara yol açabilir.

Kasık ağrısında uygulanan yeni tedavi yöntemi

Kadınların hayatını karartan, kasıkta uzun süre geçmeyen pelvik ağrıya karşı uygulanan yeni tedavi sonuç veriyor.

Kadınların büyük bölümünün hayatını karartan, göbek altındaki bölgede uzun süre geçmeyen “pelvik ağrı”nın tedavisinde, yeni yaklaşımlardan biri olan “Luna Yöntemi” ile “yüz güldürücü” sonuçlar alınıyor.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, basit gibi görülen ağrıların kimi zaman son derece kompleks olabildiğini ve tedavilerinde güçlük çekilebildiğini söyledi.

Kadınların çok büyük bölümünde, göbek altındaki bölgede görülen ve uzun süre geçmeyen “pelvik ağrı”nın da bu tür ağrılardan olduğunu kaydeden İtil, bunun hem yakınması olan kadınları, hem de pelvik ağrıyı tedavi etmeye çalışan hekimleri son derece yorduğunu anlattı.

Bebekte de hipertansiyon çıkabilir

Anne babada hipertansiyon olması, hastalığın çocukta görülme olasılığını yüzde 50'ye kadar çıkarıyor.

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği tarafından toplumda hipertansiyon bilincinin artırılması amacıyla başlatılan ve Sağlık Bakanlığı'nca desteklenen, “Türkiye'nin Tansiyonunu Ölçüyoruz Projesi” kapsamında hazırlanan tansiyon ölçüm TIR'ı Kocaeli'ye geldi.

Outlet Center Alışveriş Merkezi önünde park edilen TIR'da bulunan hemşire ve hekimler, ücretsiz olarak tansiyonlarını ölçtükleri vatandaşlara hipertansiyonla ilgili broşür dağıttı.

Guatr ve tedavi yöntemleri

Guatr Nedir?

Boyun ve boynun ön kısmında bulunan tiroid bezinin iltihap ve kanser dışında bir sebepten büyümesine guatr denir.

Guatr Nasıl Bir Hastalıktır?

Guatr tek bir hastalık değildir. Belirtileri ve tedavileri birbirinden farklı hastalıklar grubudur. Bu sebeple "guatr hastasıyım", hekimler için yetersiz bir tanımlamadır. Tiroid bezinin iltihaplarını ve kanserlerini bir kenara bırakırsak guatr hastalıklarını 3 gruba ayırabiliriz;

1. Hipotiroid Hastalığı (Tiroid bezinin az hormon salgıladığı durumlar): Daha çok iç hastalıkları ve endokrinoloji uzmanlarının tedavi ettiği hastalıklardır. Bezin salgıladığı hormon yetersiz olduğu için vücut hızı yavaşlar, hareketler ağırlaşır, duygular hissizleşir. Bu hastalara gereken hormon ilaç şeklinde verilerek tedavi edilebilir.

Gereksiz alınan mide ilaçları riskli

Gereksiz alınan mide ilaçlarının, milyonlarca kişiyi bu ilaçların yol açtığı önemli yan etki riskiyle karşı karşıya bıraktığı bildirildi.

Daily Mail'in haberine göre, milyonlarca kişi ciddi yan etkileri olan pahalı mide ilaçlarıyla tedavi ediliyor.

Ülser, reflü, gastrit ve mide yanmasının tedavisinde kullanılan PPI (proton pompası inhibitörleri) türü ilaçların yan etkileri üzerine yapılan araştırmalar, yazılan reçetelerin yarısı ila üçte ikisinin "gereksiz" olduğunu gösteriyor.

Araştırmalar, PPI'ler çeşitli vakalarda etkili olsa bile, yan etkisi daha az olan ucuz bazı başka ilaçlar da aynı neticeyi verebileceği halde PPI'lerin aşırı kullanıldığına dikkat çekiyor.

Migrende ağrı kesicilere dikkat

Özel bir baş ağrısı türü olan migrene karşı kullanılan ağrı kesici haplar zamanla farklı baş ağrılarına neden oluyor.

Selçuk Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emine Genç, migrende kullanılan ağrı kesici hapların zamanla farklı baş ağrılarına neden olduğunu bildirdi.

Yrd. Doç. Dr. Genç, migrende daha çok kalıtımsal faktörlerin rol oynadığını, migren nedeniyle baş ağrısı çeken çoğu hastanın zaman zaman “Beynimde tümör mü var?” diye endişeye kapıldığını söyledi. Migren ağrılarının ilk olarak başın bir bölümünde başladığını ifade eden Genç, “Migren başın bazen sağ tarafında, bazen de sol tarafında kendini gösterir. Migrenin zonklayıcı etkisi var. Bu da ataktan atağa değişebilir. Kalp atışları gibi şakaklarda ve başta zonklama hissedilir” dedi.

Diyabetik enfeksiyon öldürebilir!

Uzmanlar uyarıyor, tedavi edilmeyen diyabetik ayak enfeksiyonları uzuv kayıplarına ve ölümlere neden olabiliyor.

Pensilvanya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Warren Joseph, bir ilaç firması tarafından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinde düzenlenen konferansta “Diyabetik Ayak Enfeksiyonları” konusunda sunum yaptı.

Başka bir rahatsızlığı olan diyabet hastalarında tedavi edilmeyen diyabetik ayak enfeksiyonlarında ölüm oranının yüzde 50 olduğunu vurgulayan Joseph, enfeksiyonun önlenmesi ve tedavisinde eğitimin büyük önem taşıdığına dikkati çekti.

DİYABET HASTALARI KAN ŞEKERLERİNİ İYİ AYARLAMALI

Diyabetik ayak enfeksiyonlarının erken safhada pek ciddiye alınmadığını, fakat doğurduğu sonuçlar bakımından ciddi sorunlar oluşturduğunu ifade eden Joseph, şunları söyledi:

“Tedavi edilmeyen diyabetik ayak enfeksiyonları uzuv kayıplarına, hatta ölümlere neden olabiliyor. Öncelikle diyabet hastaları kan şekerlerini iyi ayarlamalı. Ayak bakımlarını iyi yapmaları, dar ayakkabı giymemeleri, ayakları için iyi bir nemlendirici krem kullanmaları gerekmektedir.

AIDS'ten ölümleri azaltan ilaç

Kullanımı yaygın olan ve ucuz bir antibyotiğin sayesinde, Afrika'da AIDS'den ölen Afrikalıların sayısında önemli düşüş sağlandığı bildirildi.

İngiliz tıp dergisi The Lancet'te yayımlanan bir araştırmaya göre, Afrika'da AIDS'e yakalanmış hastalara verilen Trimetoprim ve Sulfamid kombinasyonu olan cotrimoxazole adlı antibyotik, iyi sonuçlar verdi.

Trimetoprim, özellikle idrar yolu enfeksiyonu tedavisinde kullanılıyor.

Araştırmaya göre, Bactrim, Eusaprim ve Septrim gibi ilaçlarda bulunan cotrimoxazole, Afrika ülkeleri Uganda ve Zimbabwe'de 3.179 kişide denendi.

Araştırma, AIDS tedavisine başlamış olan bu kişilerin kanındaki, vücudu mikrop ve virüslere karşı korunmasına yardımcı olan CD4 adlı özel hücrelerin, hastalıktan dolayı, azalmış olduğunu belirtiyor.

Alerjik Rinitte Yeni Umut Işığı: Rhinolight

Sabahları bitmek bilmeyen hapşırık nöbetleri, yoğun burun akıntısı ve kaşıntı… Bu belirtiler alerjik rinitin en tipik belirtileri. Mevsim geçişlerinde ağaca, çiçeğe ya da rutin olarak ev tozu akarlarına karşı geliştirilen ve kişinin yaşam kalitesini ciddi biçimde bozan alerjik rinit için yeni tedavi yaklaşımı “rhinoliht” ile son derece başarılı sonuçlar alınabiliyor. Memorial Ataşehir Tıp Merkezi’nden KBB uzmanı Op. Dr. Oray Karaçaylı alerjik rinit ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Ailenizde varsa sizde de görülme olasılığı yüksek

Alerji immün (bağışıklık) sisteminin kendisi için tehlike oluşturmayan maddelere karşı savunmaya geçmesidir; yani immün sistemin fonksiyon bozukluğudur. Alerjik rinitte alerjen solunum ya da gıda yoluyla alınır, tanınır, şifrelenir ve bir daha karşılaşılması durumunda organizma bunu kendisi için tehlikeli olarak kodladığı için hapşırıkla, akıntıyla burnu tıkayarak ve kaşıntıyı artırarak uzaklaştırmaya çalışır.

Ailede genetik yatkınlık, sosyoekonomik düzeyin yüksekliği, siyah ırktan olmak, çevre kirliliği, evde hayvan beslenmesi, ailenin ilk çocuğu olma, evde sigara içilmesi, mamayla beslenme gibi iç ve dış etkenler alerjik rinit riskini artırmaktadır.

Göbek Deliğinden İzsiz Ameliyat!

Tek port cerrahisi ile pek çok ameliyat artık göbek deliğinden girilerek iz bırakmadan gerçekleştiriliyor. 2008 yılından beri uygulanan bu yeni cerrahi yöntem, hastaya yalnızca estetik değil, pek çok farklı konfor da sağlıyor.

Ameliyat, başarılı geçse bile, bedeninizde hatıra bırakır. İzi, sizinle bir ömür boyu yaşar. Özellikle de karın bölgesinde ameliyat nedeniyle oluşan büyük yara izleri, estetik kaygıların oluşmasına da yol açar. Prof. Dr. Nihat Yavuz, son yıllarda tek kesiden yapılan “Tek Port Cerrahisi” sayesinde, hastaların kaygılarının giderildiğini çünkü hastanın pek çok avantajı olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Yavuz’a göre ‘izsiz cerrahi’ denilen bu ameliyat yönteminin yalnızca estetik yararı değil, hastaya sağladığı pek çok konfor var. İşte bu konforların başlıcaları:

Ameliyat sonrası ağrı duyulmasının minumuma inmesi,
Ameliyattan kısa bir süre sonra hareket edilebilmesi
Hastanede kalış süresi kısaltması
İşe başlama ve normal hayata dönüşün kısalması
Estetik olarak, iyi sonuçlar elde edilmesi.

Tek port cerrahisi nasıl gerçekleştiriliyor?

Tek port cerrahisinde, karın ön duvarına yani göbek bölgesine tek bir kesi (delik) açılıyor. Ameliyat, kesiden içeri sokulan ve bu işlemler için özel olarak geliştirilmiş aletler yardımıyla laporoskopik şekilde gerçekleştiriliyor.

Son yorumlar

İçerik yayınları