Svante August Arrhenius

Dost kazanmakta da bir dahi olan , İsveçli bu büyük kimyacı, yaşamı boyunca çağının tüm bilim adamlarıyla tanıştı; onların sevgi ve saygısını kazandı. Bununla birlikte mesleğinin ilk yılları, kendini kabul ettirmek için verdiği mücadelelerle doludur.

Arhenius, 22 yaşında elektriğin sulu çözeltilerden geçişi ile ilgili olarak bir çok deney yaptı ve doktorasını hazırlamak için bu deneylere devam etmeye karar verdi. Upsala Üniversitesindeki laboratuarında, yüzlerce çözelti üzerinde, çok geniş bilgiler topladı. Bunlara dayanarak, sulu çözeltilerin yüklü tanecikler yani iyonlar içerdiği hipotezini ileri sürdü. Bu, o sıralarda devrim yaratıcı bir görüştü; profesörleri bu hipotezi kendi düşüncelerinden o kadar farklı gördüler ki ona "doktor" unvanını istemeyerek verdiler.

Arrhenius yılmadı ve tezinin örneklerini diğer bilim adamlarına gönderdi. Bu köklü düşünceleri ancak bir kaç kişi ciddiye aldı. Almanyalı büyük bilgin Ostwald da bunlardan biriydi ve Arrhenius'la tanışmak için İsveç'e gitti. Bu büyük bilim adamı tarafından yüreklendirilen Arrhenius, Almanya ve Hollanda'ya giderek incelemeler yaptı. 1889 da " Sulu Çözeltilerde Maddelerin Ayrışması " başlıklı çalışmasını yayınladı. Sonra Leibzig Üniversitesine profesör olmak üzere çağrıldı; ama o Stocholm'da bir lise öğretmeni olmayı yeğledi. İleri sürdüğü kuram hala genel bir kabul görmüş değildi. Kendisine karşı çıkanlar, onun görüşlerini "vahşi İyonyalıların göçü" diyerek küçümsüyorlardı. Uzun tartışmalar sonucunda 1893 te Stockholm'de profesör oldu. Almanya'daki bilim adamları Arrhenius'a büyük destek verdi. Profesör olarak atanmasından iki yıl sonra rektör seçildi ve Nobel Ödülünü kazandı. Böylece uzun bir süre sonunda da olsa hak ettiği başarının sonuçlarını elde etti. Kendisine Berlin'de kimya profesörlüğü önerildi. Ancak o sıra İsveç Kralı Fizikokimya Nobel Enstitüsünü kurdu; 1905 yılında da Arrhenius bu kurumun direktörü oldu. Ölümüne dek, yorulmaz bir deneyci ve çok yönlü bir bilim adamı olarak çalıştı.

Arrhenius'un bilimdeki başarısını, onun yalnız parlak bir bilim adamı olmasında değil, aynı zamanda kendi görüşlerini yılmadan savunmasında aramak gerekir. Sulu çözeltilerin özeliklerini anlayışı, çağının düşüncelerinden o kadar ileriydi ki, eğer kuramının doğruluğu üzerindeki inancı bu kadar kuvvetli olmasaydı kolayca bir kenara atılabilirdi. Sulu çözeltilerin iyonik modeli, kimyanın çehresinin değişmesinde önemli bir etken olmuştur.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <center> <big> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <font> <img> <b> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar